Paylasimtreni


+ Paylasim Treni | simple machines forum smf.gen.tr ödüllü seo webmaster yarisması » İslamiyet » Dinimizi Ögrenelim (Moderatör: EsrimE)
 Ahiret gününe iman

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Yeni Konu Başlat Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
Konu: Ahiret gününe iman  (Okunma Sayısı 426 defa) Seçenekler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« Yanıtla #24 : 03 Haziran 2007, 02:37:52 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

Kâfirlerin iyi işleri
Sual: İnsanlığa bir çok hizmet veren kâfirlerin iyi işleri, keşifleri, nazarı itibara alınacak mı? Yoksa topluma büyük zulümleri olan bir kâfir ile aynı kefeye mi konacaktır?
CEVAP
Hayır aynı kefeye konmaz. Sekiz Cennet, yedi Cehennem vardır. Cennettekilerin, ihlaslarına ve amellerine göre dereceleri farklıdır. Peygamberlerle, şehitlerle sıradan bir Müslüman’ın derecesi aynı değildir. Cehennemdeki kâfirlerin durumu da böyledir. Firavun gibi ilahlık davası güdüp yeni doğan masum çocukları kesen bir zalim ile, kendisinden başka hiç kimseye zararı olmamış, topluma çeşitli hizmetler veren bir kâfirin durumu aynı değildir.

Cehennem 7 tabakadır. Her birinin azabı üstündekinden daha şiddetlidir. (Feraid-ül-fevaid)
1. tabaka: Adı Cehennem’dir, azabı en hafiftir. Burada, günahkâr Müslümanlar azap görür.
2. tabaka: Adı Sair’dir. Ateşi ve azabı şiddetlidir. Burada, Yahudiler azap görür.
3. tabaka: Adı Sekar’dır. Bu daha şiddetlidir. Burada Hıristiyanlar azap görür.
4. tabaka: Adı Cahim’dir. Burada, güneşe, yıldızlara tapanlar azap görür.
5. tabaka: Adı Hutame’dir. Burada Mecusiler, Budistler, Brehmenler azap görür.
6. tabaka: Adı Lazy’dir. Ateistler, müşrikler, dinsizler azap görür.
7. tabaka: Adı Haviye’dir. En şiddetlisidir. Burada münafık ve mürtedler azap görür.

Her tabakadaki kâfirlerin de azabı farklıdır. Aynı tabakada olan cömert bir kâfir ile zalim bir kâfirin azabı aynı değildir. Her kâfir, zulmünün derecesine göre farklı azap görür. Yerleri aynı olmasına rağmen azapları farklı olur. Zalim kâfir, diğer kâfirlere göre azabı daha şiddetli hisseder.

Cennet nimetleri de böyledir. Derecesi yüksek olan daha çok faydalanır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Dünyada İslamiyet'in yalnız suretine kavuşanlar, Cennetin de yalnız suretine kavuşacaklar, yalnız onun zevkini, tadını alacaklardır. Dünyada İslamiyet'in hakikatine kavuşanlar, Cennetin de hakikatine kavuşacaklardır. Cennetin yalnız suretine ve yalnız hakikatine kavuşanlar, aynı nimetlerden mesela aynı meyvesinden yedikleri halde, farklı lezzet duyacaklardır. Resulullahın zevceleri, müminlerin anneleri olup, Cennette Resulullahın yanında bulunacaklar, aynı meyveyi yiyecekler, fakat, farklı tad alacaklardır. Duydukları lezzet, hep aynı olsa idi, müminlerin annelerinin, bütün insanlardan [Peygamberlerden de] daha üstün olmaları lazım gelirdi. (2/50)

Cehennemden kurtulmak yalnız Müslümanlara mahsustur. Kâfirlerin iyi işleri, ne kadar çok olursa olsun, onları Cehennemden kurtaramaz ve azaplarını hafifletemez. Birkaç âyet meali şöyledir:
(Kâfirlerin faydalı işleri fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu küller gibidir. Ahirette o işlerin hiç faydası olmaz.) [İbrahim 18]

(Deki: Size en çok ziyana uğrayanları haber verelim mi? Onlar dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, çabaları boşa giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve Ona kavuşmayı [dirilmeyi, hesabı, ceza ve mükafatı] inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir. Onlar için, kıyamet günü, hiç bir terazi tutmayız. [İyilikleri ile kötülüklerini ölçmeyiz çünkü amelleri boşa gitmiştir, tartıya girecek makbul şeyleri kalmamıştır.]) [Kehf 103, 104, 105]

(Kâfirlerin iyi işleri engin çöllerde görünen seraba benzer. Susayan kimse onu uzaktan su sanır. Ama, yanına varınca, umduğunu bulamaz.) [Nur 39]

Kâfirlerin azapları hafiflemez. Birkaç âyet meali şöyledir:
(Kâfirler orada temelli kalırlar, azapları hafifletilmez ve geciktirilmez.) [Al-i İmran 88]
(Kâfirler öldürülmez ki ölsünler, Cehennem azabı da hiç hafifletilmez.) [Fatır 36]

(Onlar, Cehennemin bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin” derler. Halbuki kâfirlerin yalvarması boşunadır.) [Mümin 49,50]

Demek ki, kâfirlerin dünyada yaptıkları iyilikler ve faydalı işleri azaplarını yok etmez, aşağıda açıklandığı gibi, sadece azabı daha hafif olan Cehennemin bir tabakasına girmelerine yardım eder.

Bazı âlimler, (Kâfirlerin azabı hafifletilmez) âyetini açıklarken, “Zaman bakımından hafifletilmez, sonsuz azap görür, ama iyilikleri yüzünden azabı hafifletilen olur” diyerek şu âyetleri bildirmişlerdir:
(Kıyamet günü adalet ölçüsünü ortaya koyarız. Kimseye bir zulüm yapılmaz, [kötülüğün cezası adaletle verilir], hardal tanesi kadar iyilik eden karşılığına kavuşur.) [Enbiya 47]

(Herkes [iyi kötü] ne getirmişse, onu görecektir.) [Tekvir 14]
(Zerre kadar hayır yapan sevabını, zerre kadar şer yapan cezasını görecektir.) [Zilzal 7,8]

Kâfirlerin azapları sonsuzdur, hafifletilmez ama, cezası hafif olanlar olabilir, ayda, yılda bir gün azap görmeyenler olabilir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Cuma hariç, zeval vakti namaz kılmak mekruhtur. Çünkü Cuma günü Cehennem kızdırılmaz, diğer günler Cehennem ateşinin hızı arttırılır.) [Ebu Davud, Beyheki, İ. Adiy]

(Zeval vakti Cehennem çok şiddetlenir.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]

(Cehennemde en hafif azap gören, beynini kaynatan ateşten iki nalın olan bir kimsedir. Bazıları topuğuna kadar ateşe girmiş olarak azap görür. Kimisi dizlerine kadar, kimisi göğsüne kadar, kimisi burnuna kadar, kimi de tamamen ateşe batmış olarak azap görür.) [Hâkim]

(Allahü teâlâ, Cehennem kapıcısına, cömert kâfir için, “Bunu cömertliği derecesinde hafif yere koy” buyurur.) [Deylemi, Ebu-ş-şeyh]

(Cehennemde en hafif azap Ebu Talib’e yapılır. Ateşten iki nalın sebebiyle beyni kaynar.) [Müslim] (Ebu Talibin diriltilerek iman ettiği Muhtasarı Kurtubi’deki hadis-i şerifte bildirildi.)

(Kıyamette en şiddetli azabı zalim hükümdar görür.) [Ebu Nuaym]

Resulullah efendimiz, kâfirlerin, dünyada yaptığı iyilikler, onları Cehennemin ebedi azabından kurtarmayacağını, ama, zalim kâfire göre azabı daha az hissetmesine sebep olacağını bildirip, şu mealdeki âyeti okudu: (Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun.) [Mümin 46] (Hakim)

Ebu Leheb, Resulullah efendimizin dünyaya geldiğini müjdeleyen Cariyesi Süveybe’yi sevincinden dolayı azat etmişti. Bunun için, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabı hafifler. İki parmağı arasından çıkan serin suyu emerek ferahlar. (M. Nasihat)

Demek ki, kâfirler sonsuz Cehennemde kalmakla beraber, içlerinde haftada, ayda veya yılda bir kere azapları hafifleyenler olabilir. Bunlar istisnadır, istisna ise kaideyi bozmaz.
 
Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 52365


View Profile
Re: Ahiret gününe iman
« Posted on: 10 Ocak 2009, 06:59:25 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Sitemizden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm.

giris  kayit

Ahiret gününe iman oyunu , oyunu indirAhiret gününe iman , programı , programı indir ,Ahiret gününe iman ile ilgili konulari, Ahiret gününe iman download, Ahiret gününe iman izle, dizle, seyret, indir Ahiret gününe iman videosu, Ahiret gününe iman msn eklentisi, sarki sözleri Ahiret gününe iman hikayeleri, hikayesiAhiret gününe iman resimleri, Ahiret gününe iman seyret,dinle,izle,online izle bedava ödev indir, msn eklentisi, şarkı sözleri, mp3, dizi,şarkı, avatar, internet, Öss, Eğitim, Kpss, Üniversite,

Logged
« Yanıtla #25 : 03 Haziran 2007, 02:38:10 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

Cennet kapıları açılır
Sual: Bir hadiste, (Ramazanda Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır) deniyor. Cennetin kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ne demektir? Bir iyilik yapınca da Cennetin kapısını açtın deniyor. Cennetin kapısı kapalı da, biz mi açıyoruz?
CEVAP
Biz açmıyoruz, amelimize göre açılıyor. İman edip salih amel işleyenlere Cennetin kapıları açılır, kâfirlere ise Cehennem kapıları açılır. Müslüman birisine Cennetin kapısını açtın demek, Cennete girmeye vesile olacak iş yaptın, Cennete girmeye layık oldun, demektir.

Bu tür teşvik edici, müjde veren hadis-i şerifler, itikadı düzgün Müslümanlar içindir. Kâfirler müslüman olmadıkça, ne yaparlarsa yapsınlar Cennete giremezler.

Cennetin kapıları ne zaman açılır, yani insan Cennete girmeye ne zaman layık olur? Hangi işleri yapınca Cennete girebiliriz? Bu konudaki hadis-i şerif meallerinden bazıları şöyledir:

(Receb ayında 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır.) [Taberani]
(Bugünlerde oruç tutanın Cennete gidebileceği bildiriliyor.)

(Namaz kılmaya duran kimseye Cennet kapıları açılır.) [Taberani]
(Namaz kılanın Cennete gideceği bildiriliyor.)

(Cuma, Pazartesi ve Perşembe günleri Cennetin kapıları açılır.) [Müslim]
(Bugünler daha çok ibadet edilmesi tavsiye ediliyor.)

(Besmele ile başlayıp, güzelce abdest aldıktan sonra her uzvu yıkarken, kelime-i şehadet okuyana ve abdestten sonra da, "Allahümme ec'alni minettevvabine vecalni minel mütatahhirin" diyene Cennetin sekiz kapısı açılır. Dilediği kapıdan içeri girer.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Hakim]
(Sünnetlerine, müstehablarına riayet ederek alınan abdest ve okunan duaların, o kimseyi Cennete götürebileceği bildiriliyor.)

(İlim öğrenmek için evinden çıkana Cennette bir kapı açılır.) [İ.Asakir]
(Müslümanlara faydalı olmak için, Dine uygun ilim öğrenenlerin Cennete girebileceği bildiriliyor.)

(Allah rızası için ana babasına muti olarak sabahlayana Cennetten iki kapı açılır. Ana babadan biri varsa bir kapı açılır.) [ İ. Asakir]
(Ana babasını dine uygun şekilde razı eden müslüman evladın, Cennete gidebileceği bildiriliyor.)

(Beş vakit namaz kılan, Ramazan orucunu tutan, zekatını veren ve yedi büyük günahtan kaçınana, Cennetin bütün kapıları açılır, selamet ve emniyet içinde gir denilir.) [Nesai]
(Farzları yapıp haramlardan kaçan Müslüman’ın Cennete girebileceği bildiriliyor.)

(Hâ-mim’ler yedidir. Cehennemin kapıları da yedidir. Her biri, Cehennemin bir kapısına gelir, “Ya Rabbi, bana inanıp da beni okuyanı bu kapıdan sokma!” der.) [Beyheki]
(Kur’an-ı kerimde bahsedilen âyetleri okuyanın Cennete gidebileceği bildiriliyor.)

(Doğru olun. Doğruluk, Cennet kapılarından bir kapıdır. Yalandan sakının. Yalan, Cehennem kapılarından bir kapıdır.) [Hatib]
(Doğru olanların Cennete, yalancıların Cehenneme gidebileceği bildiriliyor. Böyle ifadeler, zikrül cüz, irâdetül kül cinsindendir. Yani meselenin bir veya bir kısmı bildirilir, tamamı kast edilir. Kâfir de doğru söyleyebilir, ama kâfir doğru söylese de Cennete girmez, Müslüman yalan söylese de Cennete sonunda muhakkak girer.)
 
Logged
« Yanıtla #26 : 03 Haziran 2007, 02:38:23 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

Ahirette sorguya çekilmek
Sual: Ahirette dinsizler hangi dine göre imtihan edilecek, yani sorguları hangi dine göre yapılacaktır? Bir de mezhepsiz Müslüman hangi mezhebe göre sorgulanacaktır?
CEVAP
Dinsizlere, hak olan din hangisi ise ondan sorulur; yani hangi Peygamber döneminde yaşamışsa o Peygamberin getirdiği dinden sorulur. Ahir zamanda ise kıyamete kadar İslam dininden sorulur. İslamiyet’in de ahkamından değil, yani niye namaz kılmadın, niye oruç tutmadın, niye zekat vermedin diye sorulmaz. Niye İslamiyet’e ve onun bildirdiklerine inanmadın diye sorulur.

Mezhepsiz Müslüman da, imanını kaybetmemişse, ki mezhepsizin imanını kaybetmesi çok kolaydır, ona da hak olan mezhepten, hak olan fırkadan sorulur. Doğru olan, hak olan fırka Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Mezhepsiz Müslümana Ehl-i sünnet olup olmadığı sorulur. Mezhepsiz olan Ehl-i sünnet değildir. İtikat, imanla ilgili olduğu halde, Ehl-i sünnet âlimleri, amele ait bazı işleri de Ehl-i sünnet itikadına sokmuşlardır. Yani Ehl-i sünnetin alameti olarak bildirmişlerdir.
Üç örnek verelim:
1- Mest üstüne meshi caiz görmek, Ehl-i sünnet itikadındandır. Çünkü bid’at fırkaları bunu caiz görmezler. Hazret-i Ali’nin şu sözü meşhurdur: (Eğer akıl ile din olsaydı, mestin altını mesh etmek gerekirdi. Halbuki ben Resulullahtan gördüm, mestlerinin üstünü meshederdi.)

2- Sultana isyan etmemek de Ehl-i sünnet itikadındandır. Emire isyan etmemek Ehl-i sünnet itikadına konmuştur. Bid’at fırkaları, emirleri yanlış iş yapınca hemen isyan ederler.

3- Sünnet olmak, kılık kıyafet gibi zevaid bir sünnet iken, âlimler, bunu da sünnet-i hüda olarak, yani ezan gibi İslam’ın şiarı olarak kabul etmişlerdir.

İşte bunun gibi, dört mezhepten birine tâbi olmayı da Ehl-i sünnet itikadı arasına koymuşlardır. Dört mezhepten birinde olmayanın mezhepsiz olacağını, mezhepsiz olanın ise Ehl-i sünnet olamayacağını, yani bid’at ehli olacağını Seyyid Ahmed Tahtavi hazretleri Tahtavi haşiyesinde bildirmektedir. Bid’at ehlinin amelinin de kabul olmayacağı hadis-i şerifle bildirilmiştir.

Mezhebe göre sorgu
Sual: Dört mezhep arasında farklı ictihadlar vardır. Birisinin mekruh dediğine öteki sünnet diyor. Birisinin sünnet dediğine öteki farz diyor. Hatta haram diyor. Mesela Maliki’de kaplama mesh farzdır, Şafii’de bir parmak değse de yeter. Malikinin ictihadı doğru ise Şafiiler yandı demektir. İmam arkasında Fatiha okumak farz, Hanefi’de ise tahrimen mekruhtur. Eğer Şafiilerinki doğru ise, Hanefiler yandı demektir. Bunun gibi çok mesele var. Allah indinde doğru tektir. Ahirette mezhep imamlarının ve mezhep mensuplarının durumu ne olacaktır?
CEVAP
Mezhep imamları müctehid kimselerdir. Allah Resulü müctehid âlimlere ictihad etme yetkisini vermiştir. Hatta isabet edemeseler de, yanılsalar da sevap kazanacaklarını bildirmiştir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Âlim, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevap alır.) [Buhari]
Allahü teâlâ da, (Bilmiyorsanız, bilmediklerinizi âlimlere sorun) buyuruyor. (Nahl 43)

Biz Allah’ın emrine uyarak mezhebimizin hükmü ile amel ederiz. Allahü teâlâ müctehid âlime sevap verdiği gibi, bize de sevap verir. Her müslüman, kendi mezhebine göre sorgulanacaktır. Bizden önceki din mensupları da o zaman ki kendi dinlerine göre sorgulanacaktır. Musa aleyhisselamın ümmetine, İsa aleyhisselamın dininden sorulmaz. Mesela bizim dinimizde içki haramdır. Daha önce, haram olmayan bir ümmete, siz niye içki içtiniz diye sorulmayacaktır. Mezhepler de böyledir. Bir mezhepte haram olan bir şey, öteki mezhepte caiz ise, caiz olanlara sorulmayacak, haram olanlara sorulacaktır.


Amelsiz iman
Sual: Doğru imana sahip olan, yani Ehl-i sünnet vel-cemaat fırkası, amel işlemese de sorgusuz sualsiz Cennete girecek deniyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Evet yanlıştır. Evliya-i kiram, eshab-ı kiram, hatta Peygamberler bile hesaba çekilecektir. Kiminin hesabı çok çetin, kimininki ise çok hafif olacaktır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!) [Araf 6]

Doğru imana sahibi olarak ölen kimse, Cehennemde sonsuz kalmaz, ama hırsızlık, zulüm gibi günahlarının cezasını çekmeden Cennete giremez. Yahut, bu kul haklarını sahibine ödemedikçe Cennete giremez. Kul borçları ve günahları kalmayınca, ancak o zaman Cennete girer.

İman, salih amellerle ve haramlardan kaçmakla ancak muhafaza edilebilir. İmanını haramlardan kaçıp salih amellerle korumaya çalışmayan kimse belki de sonsuz olarak Cehenneme gidebilir. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır.) [Asr suresi]

Herkese sorgu sual
Sual: Din kitaplarında ahirette sorgusuz sualsiz Cennete gireceklerin olduğunu okuyoruz. Mesela Hazret-i Osman’ın şefaatiyle yetmiş bin kişi sorgusuz Cennete girecektir. Kendisi de sorgusuz girecektir. Ama başka yerde herkese sorgu sual olacağı bildiriliyor. Bunlar çelişki değil mi?
CEVAP
Hayır. Sorgusuz sualsiz Cennete girecekler çoktur. Üç hadis-i şerif meali:
(Sabırlı ve ihlâslı olanlar, hesaba çekilmeden Cennete girer.) [Taberani]
(Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan mümin, sorgusuz Cennete girer.) [İbni Hibban]
(Allah, namazlarını doğru kılanları, sorgusuz Cennete koyacağına söz verdi.) [Hakim]

Sorgusuz sualsiz demek, hiç sıkıntı çekmeden Cennete girer demektir. Yoksa sual sorulmadan hiç kimse Cennete girmez. Sen kimsin diye sormak da sorgudur, iğneden ipliğe hesap vermek de sorgudur. Ama aralarında çok fark vardır. Mesela Hazret-i Osman’a, (Sen kimsin denecek?) o da, (Ben, Resulullaha iki defa damat olmakla şereflenen, Cennetle müjdelenen on kişiden biri olan Osman bin Affan) diyecek. (O büyük zat sen misin, buyur hemen içeri) denecek. İşte sorgusu bu kadar olacaktır. Buna sorgu denmez. Ama böyle basit sorular kıymetli zatlara sorulacaktır.

Hazret-i Osman’a böyle muamele edilince günahsız Peygamberlere nasıl muamele edileceğini tahmin etmek zor değildir.
 
 
Logged
« Yanıtla #27 : 03 Haziran 2007, 02:38:37 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

Ahirette rahmet müslümanadır
Sual: İtikadı düzgün Müslümanlar, Cehenneme hiç girmez diyorlar doğru mudur?
CEVAP
Evet doğrudur. Cehenneme hiç girmez demek, girse de azap görmez demektir. Müminin nuru, narı [ateşi] söndürecektir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ümmetime Cehennemin sıcaklığı, hamam sıcağı gibi olacaktır.) [Ebu Nuaym]

Dünyadan imanla yani Müslüman olarak ayrılan herkes Cennete gidecektir. Allahü teâlânın rahmeti gazabını aştı. Üç âyet meali:
(Ey günahta haddi aşanlar, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları affeder. Affı, merhameti çoktur.) [Zümer 53]

(Kötülük eden, nefsine zulmeden, af dilerse, Allah’ı çok affedici, çok merhametli bulur.) [Nisa 110]

(Allah şirk hariç, bütün günahları, istediği kimselerden affeder.) [Nisa 48]

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Günahınız çok olup göklere ulaşsa, tevbe edince, Allahü teâlâ affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]

(Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey kulum, af dilersen, günahlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günahların bulutlara kadar yükselse de affederim. Yer dolusu günahla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım. Yeter ki iman ile gel.") [Tirmizi]

(Allahü teâlâ, günah işleyip pişman olanı, istiğfar etmeden önce affeder.) [Taberani]

(İşlediği günahı, Allah’ın bildiğine inanan, tevbe etmese bile, Allah onu affeder.) [Taberani]

(Allah’ın rahmetinin çokluğunu kâfir bilseydi, Cennetten ümit kesmezdi.) [Buhari, Müslim]

(Melekler, Allah’ı ananlarla karşılaşır. Allahü teâlâ meleklere, “Şahit olun, bunları affettim” buyurur. Melekler, “İçlerinde başka bir iş için gelen günahkâr biri var. Onu da mı affettin?” derler. Allah,”Evet onu da affettim. İyilerle beraber olan kötü olmaz” buyurur.) [Buhari, Müslim]

(Ömründe bir defa Allahü teâlâyı anan veya Ondan korkan Cehennemden çıkar.) [Tirmizi]

(Cebrail “mümin olarak ölen herkes Cennete girer” dedi. "Zina ve hırsızlık eden de Cennete girer mi?" dedim. “Evet” dedi. Üç defa sordum. "Evet şarap içse de Cennete girer" dedi.) [Tirmizi]

(Eğer Allahü teâlânın affının çok olduğu bilinseydi, hiç kimse günahtan çekinmezdi.) [Nesefi]

(Allahü teâlâ, kullarına bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir.) [Buhari]

(Günah işlemeyen olsaydı, Allahü teâlâ günah işleyecek kimseler yaratır, sonra onları affederdi. Çünkü Allahü teâlâ, çok affedici, çok merhametlidir.) [Taberani]

(Allahü teâlâ, hiç kimsenin hatırına gelmeyecek şekilde, günahkârları affeder.) [Beyheki]

(Havf ve reca arasındaki mümin, umduğuna kavuşur, korktuğundan emin olur.) [Tirmizi, İbni Mace] (Havf, Allah’ın azabından korkmak, Reca, Allah’ın rahmetini ümit etmek.)

(Büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [Nesai, Tirmizi]
(Şirk üzere ölmeyen her mümine şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

(Ümmetim hariç, her ümmetin bir kısmı Cennette, bir kısmı Cehennemdedir.) [Deylemi]

(Allah’ı Rab, beni de Peygamber bilene, Cehennem haram olur.) [Hakim]

(Ümmetim, ümmeti merhumedir, mukaddestir, mübarektir, kıyamette onlara azap yoktur. Azapları ancak dünyada aralarındaki fitnelerledir.) [Taberani, İbni Asakir]

Bu vesikalar gösteriyor ki, küfür hariç, mümin ne kadar büyük günah işlerse işlesin, affa ve şefaate kavuşarak Cehenneme girmez, girse bile ona hamam sıcaklığı gibi olur.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kelime-i tevhidi söyleyip, bunun manasını kabul eden Müslüman, Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın Peygamberidir, her sözü doğrudur, ona uygun olmayanlar yanlıştır, kötüdür diye inanırsa ve son nefesinde de böyle ölüp, ahirete, bu iman ile giderse, küfür pislikleri varsa, onların cezasını çektikten sonra Cennete gider. Yani kâfirlere mahsus olan âdetlere ve bayramlara katılır, kâfirlerin mukaddes bildikleri günlerinde ve gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa muhakkak Cehenneme girer. Ama, kalbinde zerre kadar imanı olduğu için, Cehennemde sonsuz kalmaz. Küfür pislikleri temizleninceye kadar azap çekip sonunda Cehennemden çıkar.

Bir hasta ziyaretine gitmiştim. Ölüm halinde idi. Kalbine teveccüh ettim. Kalbi kararmış idi. Uğraşmama rağmen o zulmet temizlenmedi. Nihayet, o siyahlıkların, kâfirlik bulaşıklıkları ve sıfatları olduğu ve küfür ile olan bağlılığından olduğu anlaşıldı. O zulmetlerin ancak, küfrün cezası olan, Cehennem ateşi ile temizleneceği anlaşıldı. Fakat, kalbinde zerre kadar iman nuru da görüldüğünden, bunun sayesinde cezasını çektikten sonra Cehennemden çıkarılacaktır. Cehennem azabı küfür için ve küfür sıfatları ve bulaşıklıkları içindir.

Küfürden kaçınan, iman sahiplerinin yaptıkları büyük günahlar, ya imanları hürmetine, Cenab-ı Hakkın merhameti ile veya kalb ile tevbe ve dil ile istiğfar ederek ve beden ile hayırlı bir iş yaparak veya şefaate kavuşmaları ile af olunur. Günahta kul hakkı varsa, hak sahibi ile helalleşmek lazımdır. Böyle af olmayanlar, dünya sıkıntıları ve dertleri ile veya son nefeste can verirken, çekecekleri zahmetler ile temizlenir. Bunlarla da temizlenmezse, bazıları kabir azabı çekmekle affa kavuşur. Bazıları ise, kabir azabı ve sıkıntıları ve kıyamet gününün şiddetleri ile af olunup, günahları biter ve Cehennem azabı ile temizlenmeye lüzum kalmaz. Küfürden başka günahlara Cehennemde azap olunacağını bildiren haberler, hep bu günahlarda küfür bulaşıklığı olduğu içindir. Mesela, günahı hafif görerek, önem vermeyerek işlemek, İslam dininin emirlerini aşağı görerek, namaz kılmamak ve günah yapmak gibi küfür bulaşan günahlardır. (1/266)

Cennete gitmek için Müslüman olarak ölmek lazımdır. Müslümanları Müslüman oldukları için sevmek, kâfirleri kâfir olduğu için sevmemek lazımdır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]


İmanın temeli nedir?
Sual: Gayri müslimlerle düşüp kalkmak, onları sevmek, âyinlerine katılmak küfür müdür?
CEVAP
Cenab-ı Hak, (Ya İsa, eğer yer ve göktekilerin ibadetlerini yapsan, dostlarımı [Müminleri] sevmedikçe, düşmanlarıma [kâfirlere] düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz) buyurdu.

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır.) [Ebu Davud, İ.Ahmed] (Yani sevdiklerini yalnız Allah için sevmek, buğzettiklerine de yalnız Allah için buğzetmektir.)

(İmanın esası Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.) [Taberani]

(Allah için seven, Allah için düşmanlık eden, Allah için veren ve Allah için vermeyen kimse kâmil iman sahibidir.) [Ebu Davud, Tirmizi, İ.Ahmed]

(Üç şey imanın lezzetini artırır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen mümini Allah rızası için sevmek ve kâfirleri sevmemek.) [Taberani]

(Kişi, dünyada kimi severse, ahirette onun yanında olur.) [Buhari]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Resulullah efendimize tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilmektir. Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene [gevşeklik] sığmaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir. (1/165)

Mektubat-ı Masumiyye’de deniyor ki:
(Sevgi, sevgilinin [Allah’ın] dostlarını sevmeyi, düşmanlarına düşmanlık etmeyi gerektirir. Seviyorum diyen, sevgilisinin düşmanlarından uzaklaşmadıkça sözünün eri sayılmaz, o yalancıdır. Allah’ın düşmanlarını sevmek, insanı Allah’tan uzaklaştırır. Onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sevgiliye dost olunmaz.) [4/29]

Allahü teâlâ, Hz. Musa’ya, (Benim için ne işledin?) buyurdu. O da namaz, oruç, zekat gibi ibadetleri saydı. (Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?) buyurdu. Hz. Musa, (Ya Rabbi, senin için ne yapmak gerekirdi?) dedi. Allahü teâlâ, (Sırf benim için dostlarımı sevip, düşmanlarıma düşmanlık ettin mi?) buyurdu. Hz. Musa, Allah için olan en kıymetli amelin, Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah olduğunu anladı. (1/22)

Allahü teâlânın rızasını kazanmak isteyenlerin kâfirlerden uzaklaşması gerekir. Allahü teâlâ, (Kâfirleri sevmek, Allah’ı sevmemektir) buyuruyor. Bir kimse, ben Allah’ı seviyorum dese, ama kâfirlerden uzak durmasa bu sözüne inanılmaz. Bir âyet meali:
(Kâfirleri sevenleri, Allah, azabı ile korkutuyor.) [Al-i İmran 28]
Bu büyük tehdit, çirkinliğin çok büyük olduğunu gösteriyor. (3/55)

Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Ya Davud, beni sevmeyenlerle arkadaşlık etme! Çünkü onlar senin düşmanındır, kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırmaya çalışır.)
Hz. İsa da buyurdu ki:
(Allah düşmanlarına buğzederek, Allah sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşın!) [İhya]

İmanın sahih ve muteber olması için gerekli şartlardan bazıları:
1- Havf ve reca arasında olmak: Yani Allah’ın azabından korkup, rahmetinden ümit kesmemek.
2- Can boğaza gelmeden ve güneş batıdan doğmadan önce iman etmek.
3- Küfür alameti kullanmamak ve küfrü gerektiren söz söylememek.
4- Sevgi ve buğzu yalnız Allah için olmak. Kâfirleri dost edinmek küfürdür.
5- Ehl-i sünnet vel cemaate uygun itikad etmek. (R. Nasıhin)

 
 
Logged
« Yanıtla #28 : 03 Haziran 2007, 02:39:11 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

Kabir sualleri
Sual: Kabirde ne sorulacak, cevapları nedir?
CEVAP
Kabir sualine cevap olmak üzere şunları öğrenmelidir:

Rabbin kim?
CEVAP
Allahü teâlâ.

Dinin nedir?
CEVAP
İslâm dini.

Hangi Peygamberin ümmetindensin?
CEVAP
Muhammed aleyhisselamın.

Kitabın nedir?
CEVAP
Kur'an-ı kerim.

Kıblen neresidir?
CEVAP
Kâbe-i muazzama.

İtikadda mezhebin nedir?
CEVAP
Ehl-i sünnet vel cemaat.

Amelde mezhebin nedir?
CEVAP
4 mezhepten hangisi ise, mesela Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli’den biri söylenir.

Ayrıca aşağıdaki esasları da bilmek lazımdır:

Kimin zürriyetindensin?
CEVAP
Âdem aleyhisselamın.

Kimin milletindensin?
CEVAP
İbrahim aleyhisselamın.

İman nedir? Amentü’nün esasları nelerdir?
CEVAP
İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasaklara inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve beğenmektir.

Amentü şöyledir:
Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba'sü ba'del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.

[Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]

İslam’ın şartları nelerdir?
CEVAP
Şunlardır:
1- Kelime-i şehadet getirmek
[Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü] demek. Manası şudur:
(Ben şehadet ederim ki, [Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki] Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.) [Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.]
2- Namaz kılmak
3- Zekat vermek
4- Oruç tutmak
5- Hac etmek

Allahü teâlânın sıfatları nelerdir?
CEVAP
Allahü teâlânın Sıfat-ı zatiyye’si altıdır:
1- Vücûd
2- Kıdem
3- Bekâ
4- Vahdaniyyet
5- Muhalefetün-lilhavadis
6- Kıyâm bi-nefsihi

Allahü teâlânın Sıfat-ı sübûtiyye’si sekizdir:
1- Hayat
2- İlm
3- Sem’
4- Basar
5- İrade
6- Kudret
7- Kelam
8- Tekvîn

Not: Bu esaslar hakkında geniş bilgi, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’de var. Bu kıymetli kitap, Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.hakikatkitabevi.com
adresinden okunabilir ve temin edilebilir. Ayrıca, sitemizde Doğru İman Bilgileri maddesinde var.
 
Logged
« Yanıtla #29 : 03 Haziran 2007, 02:39:21 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

Ölüm acısı çok şiddetlidir
Sual: Ölüm acısını herkes duyacak mıdır?
CEVAP
Ölüm acısı, dünya acılarının hepsinden daha acıdır. Bir kâfir uyku hapı içerek veya narkozla her tarafı uyuşturulduktan sonra da ölse, çok şiddetli olan ölüm acısını duyar. Fakat salih mümin, kurşun yağmuruna tutulsa, bu acıyı duymaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâya yemin ederim ki, ölüm meleğini görmek bin kılıç darbesinden daha şiddetlidir. Yine Allahü teâlâya yemin ederim ki, mümin bir kulun, her damarı ölüm acısını duymadıkça canı çıkmaz.) [Ebu Nuaym]

(Şehid ölüm acısını duymaz.) [Beyheki]
(Şehid, öldürülmesinin acısını, ancak bir pirenin ısırması kadar duyar.) [Nesai]

Ölüm acısı yetmiş kere kılıçla doğranmaktan fazladır. Fakat Allahü teâlâ, sevdiği kullarına bu acıyı duyurmaz. Ölüm acısı, kabir azabı yanında hiç kalır. Kabir azabı mahşer azabı yanında hiç kalır. Mahşer azabı da, Cehennem azabının yanında bir hiçtir. Ama salih mümin, ne ölüm acısını duyar, ne kabir azabını, ne de Cehennem ateşini. Sırat, Cehennem üzerine kuruludur. Sırat köprüsünden herkes geçer. Bir hadis-i şerif meali:
(İyi kötü herkes [Cehennem üzerine kurulmuş Sırattan] geçer. Yalnız mümine, serin ve selamet olur. İbrahim aleyhisselama ateşin serin olduğu gibi. Öyle ki müminlerin soğukluğundan Cehennem, (müminin nuru narımı söndürüyor) diye bağırır. Bundan sonra Allahü teâlâ, takva ehlini kurtarır; zalimleri ise orada yüzüstü bırakır.) [İbni Mace]

Salih mümin, ruhunu teslim edeceği vakit, rahmet meleklerini ve Resulullah efendimizi görüp, can verme acısını duymaz. Bunlarda şaşılacak bir şey yoktur. Nitekim Yusuf aleyhisselamın güzelliği karşısında Mısır kadınları hayran olup, kendilerini öyle unutmuşlardı ki, ellerini kestiklerinden haberleri bile olmamıştı.
Logged
« Yanıtla #30 : 03 Haziran 2007, 02:39:36 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

Hazret-i Mehdi'nin gelmesi
Sual: İmam-ı Rabbani hazretleri, 209 mektubunda, Hazret-i Mehdi’nin ve Hazret-i İsa’nın bin yıl sonra geleceğini bildiriyor. Kendisinden bin yıl sonra mı, yoksa Peygamber efendimizden bin yıl sonra mı?
CEVAP
Kendisinden bin yıl sonra geleceğini bildiriyor. 1624 yılında vefat ettiğine göre, Hazret-i Mehdi ile Hazret-i İsa’nın gelmesi 2624 yılları civarında olacaktır. Daha önce veya daha sonra da olabilir. Bin yıl ifadesi yuvarlak bir ifadedir. Demek daha bu zatların gelmesine 600 yıl vardır. Kıyamet de, onlar geldikten sonra kopacağına göre, yarın veya birkaç sene sonra kıyametin kopacağını söyleyenlerin yanlış hesap içinde oldukları meydandadır.

İmam-ı Rabbani hazretleri, 209. mektupta buyuruyor ki:
(İsa aleyhisselam gökten inerek, ahir zaman Peygamberinin dinine uyunca, Onun hakikati, kendi makamından yükselerek, Ona uyduğu için, hakikat-i Muhammedinin makamına gelir. Onun dinini kuvvetlendirir. Bunun içindir ki, eski dinlerde, ülülazm Peygamberin vefatından sonra bin sene içinde, yeni bir Peygamber gönderilirdi. Bunlarla, o Peygamberin dini kuvvetlendirilirdi. Onun dininin zamanı bitince, başka bir ülülazm Peygamber ile yeni bir din gönderildi. Muhammed aleyhisselam, Peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve Onun dini hiç değiştirilemeyeceği için, Onun ümmetinin âlimleri, Peygamberler gibi oldu. İslamiyet'i kuvvetlendirmek işi bunlara yaptırıldı. Bunlardan başka, ülülazm bir Peygamber de, Onun dinine sokuldu. Onun dinini kuvvetlendirmek işi buna da verildi.

Resulullahın vefatından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı az ise de, bu İslamiyet'i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resulullah aleyhissalatü vesselam, Hazret-i Mehdi’nin teşrif edeceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir. İsa aleyhisselamda, bin sene sonra, gökten inecektir. Bin sene sonra gelen Evliyanın yükseklikleri, Eshabı kiramın yüksekliklerine benzemektedir. Her ne kadar, Peygamberlerden sonra, en üstün Eshabı kiram ise de, sonra gelenler, bunlara çok benzedikleri için, hangilerinin daha üstün oldukları anlaşılamaz gibi olmuştur. Belki de bunun içindir ki, Resulullah, (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi? Bilinemez) buyurdu. Yoksa (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi? Bilmem) buyurmadı. Çünkü, hangilerinin daha üstün olduğunu biliyordu. Bunun için, (En üstün olanlar, benim zamanımda bulunan Müslümanlardır) buyurmuştu. Fakat, çok benzedikleri için, şüphe hasıl olduğundan (Bilinemez) buyurdu. (Müjdeci Mektuplar, m.209)
Logged
« Yanıtla #31 : 03 Haziran 2007, 02:40:02 »

BeyazGolge

Ziyaretçi
Ynt: Ahiret gününe iman

İmtihan için geldik
Sual: Bazıları, (Bizler bu dünyaya imtihan edilmek içi gönderilmişiz. Bu imtihanı bozacak derecede açık deliller gelemez. Mesela güneş batıdan doğmaz. İslamiyet’in batıdan yayılacağı diye tevil gerekir. Dabbet-ül-arz ise hadislerde bildirildiği gibi insanların alnına mühür vuran bir hayvan değil, AIDS hastalığının virüsü olarak tevil gerekir. Mehdi’nin geldiğini herkes bilemez. Davul zurna ile gelecek değil. İsa’nın ve Mehdi’nin gelmesi gibi kıyamet alametleri ile ilgili bütün hadislerin senetleri sahih olsa da, Kur’anın ruhuna aykırıdır. Bütün hadisleri Kur’anın ruhuna uydurarak tevil etmek gerekir) diyorlar. Hem hadislerin senetleri sahih olsa da itibar edilmez derken, bir yandan da onları tevil etmek gerekir deniyor. Bu bir çelişki değil mi?
CEVAP
(Senedi sahih olsa da itibar edilmez) demek, bu sözü Allah Resulü söylemiştir ama yanlış söylemiştir demektir. Senedi sahih olan meşhur hadis-i şeriflere inanmamak küfre kadar götürür. İkincisi, hadis âlimleri, hadislerin hâşâ Kur’ana aykırı olduğunu, imtihan için gönderildiğimizi bilememişler de, şimdiki türediler mi biliyor? Dini yıkmak için, âyetleri ve hadisleri yalan yanlış tevil etmeye çalışıyorlar.

Hadis-i şeriflerle bildirilen kıyamet alametleri niye imtihanı bozsun ki? Bir harikulade olay olunca, veya bir keramet görülünce, yahut mucizeler meydana çıkınca imtihan bozulur mu? Din kitaplarında bildiriliyor ki, Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür. Buna rağmen Ebu Cehiller, Ebu Lehebler ve bir çok müşrik iman etmemiştir. Demek ki mucize ve keramet gibi olaylar imtihanı bozmuyor. Üstelik, bunlar olunca iman edin denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin bittiğini, bundan sonra yazmanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor.

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]

Âyet-i kerimede bildirilen alametlerden üçünü Peygamber efendimiz şöyle açıklıyor:
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]

(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]

Avrupa müslüman olunca, iman fayda vermez mi?

Güneşin batıdan doğması aklen de, ilmen de mümkündür. Tevile ihtiyaç yoktur. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır. Başka yörüngeye girer. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olarak görülür.

Peygamber efendimiz, o hadis-i şerifi Arabistan’da söylemiştir. Arabistan’a göre, Batı, Avrupa değildir, Afrika’dır. Afrika Müslüman olacak dense, biraz daha az yanlış olur. Türkiye’ye göre Avrupa Batı’dadır. Asya’ya göre de Türkiye Batı’dadır. Her ülkenin batısında başka bir ülke vardır. Batı’nın Müslüman olması demek, bütün dünyanın Müslüman olması demektir. Batıda olmayan tek ülke yoktur. Çünkü dünya yuvarlaktır. Bu tevilin ne kadar mantıksız ve saçma olduğu meydandadır.

(Güneş Batı’dan doğunca tevbe kapısı kapanır, iman edenin imanı fayda vermez) hadis-i şerifi, yukarıdaki saçma tevile göre, Afrika veya Avrupa, yahut bütün dünya Müslüman olunca, tevbe kapısı niye kapansın ki? Tevbe kapısı kapalı, iman edene imanı fayda vermiyor, bunlar nasıl müslüman olacak ki? Öyle ya ötekine tevil bulan buna da bir kulp takabilir. Peygamber efendimizin hadisleri bulmaca bilmece gibi değildir. Müteşabih olanlar hariç, hepsi anlatıldığı gibidir, (Ben elma dersem, sen muz anla, ben koca karı dersem sen kız anla) cinsinden değildir. Hâşâ Resulullah, niye böyle söylesin ki? Bunun gibi, (Salat, duadır, namaz diye bir şey yok) diyenler çıkmıştır. Tevil ederek dini yıkmaya çalışıyorlar.

AIDS hastalığına da, Kur'an-ı kerimde bildirilen hayvan olduğunu söylemek yanlıştır.
(O söz başlarına geldiği zaman, [Kıyamet alametleri zuhur edince], onlara yerden bir hayvan çıkarırız, bu hayvan, onlara, insanların âyetlerimize kesin bir iman etmemiş olduklarını söyler.) [Neml 82, Tefsir-i Kurtubi]

Dabbet-ül-arz hakkında birçok hadis-i şerif vardır. (Feraid-ül fevaid), (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi), (Megaribüz zaman) ve (El kavlül muhtasar fi alamatil Mehdil muntazar) isimli kitaplardaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Dabbet-ül arzın deve ayağı gibi dört ayağı ve kuş gibi kanatları vardır. Başı öküz başına, kulağı fil kulağına, kuyruğu ise, koç kuyruğuna benzer.)

(Dabbet-ül arz, asa-i Musa ile mümine dokunur, alnına “Cennetlik” yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, mührü Süleymanı vurur, “Cehennemlik” yazılır, yüzü simsiyah olur.)

(İnsanlar, bu hayvandan kaçarlar. Kimi ondan korkarak namaza durur. Hayvan bunun yanına gelir, “Ey kişi şimdi mi namaz kılıyorsun” diyerek yüzünü damgalar. Böylece müminler kâfirlerden ayırt edilerek tanınır.)

Hz. Mehdi davul zurna ile gelmeyecek ama, gökten bir melek bunu haber verecek ve bütün dünya duyacaktır. İki hadis-i şerif meali:
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebu Nuaym]

(Ehl-i beytimden bir zat yeryüzüne hakim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun alnı açıktır, kemer burunludur. Yeryüzü zulümle dolu iken, o, dünyayı adaletle doldurur. İdaresi yedi yıl sürer.) [Müslim] (Mehdiyim diyenler geldi de hangisi dünyayı adaletle doldurdu?)

İmam-ı a’zam hazretleri buyuruyor ki:
Yecüc ve Mecüc'ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hz. İsa'nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsi aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı gelince gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkhı ekber)

Kıyamet alametlerini tevil etmek, imam-ı a’zamın sözüne aykırıdır. Hiçbir İslam âlimi kıyamet alametlerini tevil etmemiştir. Buna rağmen tevil etmeye çalışmak, biz bunlara inanmıyoruz, ama bunu da açıkça diyemiyoruz, demenin başka şeklidir.
 
Logged
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
Etiket:
Ahiret gününe iman
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Çeçen Mülteciler Yararına Mantı Gününe Davet Güncel Haberler esedullah 0 57 Son Mesaj 10 Mayıs 2007, 22:45:22
Gönderen: esedullah
Allah'a iman Dinimizi Ögrenelim « 1 2 3 4 » BeyazGolge 28 303 Son Mesaj 03 Haziran 2007, 02:22:20
Gönderen: BeyazGolge
Kitaplara iman Dinimizi Ögrenelim BeyazGolge 0 198 Son Mesaj 03 Haziran 2007, 02:24:15
Gönderen: BeyazGolge
Peygamberlere iman Dinimizi Ögrenelim BeyazGolge 0 82 Son Mesaj 03 Haziran 2007, 02:25:11
Gönderen: BeyazGolge
Kaza ve Kadere iman Dinimizi Ögrenelim « 1 2 3 » BeyazGolge 21 557 Son Mesaj 03 Haziran 2007, 02:54:44
Gönderen: BeyazGolge
geçte olsa diger sevgililer gününe ii bir yazı Yay Burcu RedGirl 0 82 Son Mesaj 14 Ocak 2008, 16:55:42
Gönderen: RedGirl
geçte olsa diger sevgililer gününe ii bir yazı Akrep Burcu RedGirl 0 60 Son Mesaj 16 Ocak 2008, 13:52:39
Gönderen: RedGirl
Rusya çarşamba gününe kadar çekiliyor Güncel Haberler Haberci 0 4 Son Mesaj 07 Ekim 2008, 23:00:58
Gönderen: Haberci
Taciz tutanağına ahiret soruları girdi Güncel Haberler Haberci 0 4 Son Mesaj 10 Ekim 2008, 15:43:17
Gönderen: Haberci
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC |







Bu Sayfa 0.339 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43,